11 Mayıs 2022 Çarşamba, 10:56

Küresel emperyalistler tarafından yurtları işgal edilen, kuklaların eliyle katliama maruz kalan mültecilere ülkelerinden kaçıp güvenli yerlere sığınmak çok görülüyor. Kimisi anne babasını, kimisi de bütün ailesini kaybedip güvenli liman ararken sığındıkları ülkelerde ırkçılığa maruz kalan mazlum mültecilere yönelik baskılar da giderek artıyor.

Mehmet Güllü Bozdaş-DOĞRUHABER

HÜDA PAR Genel Merkezi'nden iç gündeme ilişin yapılan değerlendirmede; küresel bir sorun haline gelen mülteciler konusu, Ankara Emniyetinde yapıldığı iddia edilen sistematik işkence, artan enflasyon ile valilik ve belediyelerin gözetiminde gerçekleştirilen toplumun inanç ve kültürüne aykırı festival, konser, şenliklerin düzenlenmesi ele alınırken, dış gündem değerlendirmesinde ise Yemen’de nisan ayında iki ay süreyle ilan edilen ateşkes ve işgalci siyonistlerin, Aksa’ya baskın düzenleyerek içeri girmeye çalışmaları ele alındı.

MÜLTECİLER ÜZERİNDEN RANT DEVŞİRMEK

Küresel bir sorun haline gelen mülteciler ile ilgili acil olarak insanî ve ahlakî bir çözüme ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekilen gündem değerlendirmesinde "Dünyanın birçok ülkesinde şiddet, kaos, işgal ve yoksulluğun ileri boyutlarda olması, insanlığı büyük bir mülteci krizi ile baş başa bırakmıştır. Bu anlamda bütün dünya, büyük bir insanlık imtihanı ile karşı karşıyadır. İnsanlık imtihanını en iyi şekilde veren toplumumuz, bir Ensar fedakârlığı ile mülteci kardeşlerimize kucağını açmış, onlardan hiçbir şey esirgememiş ve onları bağrına basmıştır. Dünyada en fazla mülteci barındıran ülkelerden biri olmamız da bunu göstermektedir. Ancak siyaset, medya ve benzeri kimi çevrelerden insanlığını kaybetmiş bazı kesimler, toplumumuzun bu erdemli hassasiyetine gölge düşürmeye çalışmaktadır." denildi.

"Mülteciler üzerinden siyaseti dizayn etmeye çalışmak, siyasi çıkarı için suiistimal etmek ve toplum mühendisliği aracına dönüştürmek utanç vericidir." ifadelerinin yer verildiği değerlendirmede, "Hele hele mültecileri ötekileştirmek, ırkçı saldırıların hedefi haline getirmek, can ve mallarına kast ederek kaos oluşturmaya tevessül etmek, tam anlamıyla bir insanlık suçudur. Halk da siyaset kurumu da devlet ve hükümet de bu konuda büyük bir sorumlulukla hareket etmelidir. Türkiye’nin yapması gereken; mültecilerin kendi memleketlerine, kendi köylerine ve şehirlerine güvenli geri dönüş şartlarını oluşturmaktır. Mültecileri başka insanların yerlerine yerleşmeye zorlamak ise demografik yapıyı değiştirmek, bütün coğrafyayı kalıcı bir şekilde kaosa mahkûm etmektir." ifadelerini kullandı.

SUÇ VE SUÇLU İLE MÜCADELEDE HUKUK

Ankara Barosu'nun geçtiğimiz günlerde Ankara Emniyetinde sistematik işkence iddialarına ilişkin Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduğunun hatırlatıldığı gündem değerlendirmesinde, "Baronun mağdurlarla yapmış olduğu görüşme ve tespitler neticesinde bu yılın şubat ve mart aylarında, Ankara Emniyet Müdürlüğünün çeşitli birimlerinde yapıldığı belirtilen 9 sistematik işkence vakası iddiası gündeme getirilmiştir. Hukuk, şartlar her ne olursa olsun insan onuru ve haysiyetiyle bağdaşmayan davranışları reddetmektedir. İşkence de hukukun reddettiği bu davranışların başında gelmektedir. Bu vahim iddialar derinlemesine bir araştırma yapılmasını gerektirmektedir. Yetkilerini ve gücünü hukuktan alan kolluk güçleri, hukuk dışına çıkmaktan ve her türlü kötü muameleden sakındırılmalıdır. Bunun gerçekleşmesi için de sorumlu makamlar, denetim mekanizmalarını daima etkin bir halde bulundurmalıdır." denildi.

Hukukun arkasını dolaşma geleneğinin sonlandırılması çağrısında bulunulan değerlendirmede "Siyasi makamların hukuk dışılığa göz yumması, memleketin adım adım huzursuzluğa sürüklenmesine sebebiyet verir. Hangi suç işlenmiş olurlarsa olsun, suç ve suçlu ile ancak hukuk içerisinde kalınarak mücadele edilmelidir. İşkence, büyük bir cürümdür. Bu yüzden iddialar üzerinde büyük bir ciddiyetle durulmalı, suçlularla mücadele edildiği gibi ağır bir cürüm olan işkence ve kötü muamele ile de mücadele edilmelidir." ifadelerine yer verildi.

ARTAN ENFLASYON KARŞISINDA ÜCRETLER KORUNMALIDIR

Açıklanan nisan ayı rakamlarıyla birlikte tüketici enflasyonunun yıllık yüzde 69,97, üretici enflasyonunun da yüzde 121,82 oranına ulaşarak yeni rekorlar kırdığı hatırlatılan değerlendirmede, şunlar kaydedildi:

Tüketici ile üretici fiyat endeksleri arasında her geçen gün daha fazla açılan makas, üretim maliyetlerinde yaşanan artışların bir şekilde tüketiciye yansıyacağını, dolayısıyla enflasyon artış hızının bir süre daha devam ederek yeni rekorlara koşacağını göstermektedir. Ayrıca Merkez Bankasının 2022 yılsonu enflasyon tahminini yüzde 23,2’den yüzde 42,8’e çıkarması, bunun kanıksandığını göstermektedir. Bu durum, tüm kesimlerin alım gücünü her geçen gün biraz daha eritmektedir. Bu gidişattan en çok etkilenenler ise kuşkusuz dar ve sabit gelirlilerdir.

Başta asgari ücretli ve emekliler olmak üzere ücretleri dönemsel olarak güncellenen çalışanlar, hız sınırı tanımayan enflasyona ezdirilmemelidir. Söz konusu kesimlerin alım gücünü yaşanan artışlara karşı korumak için yıllık veya altı aylık periyotları beklemek yerine daha dinamik bir formül uygulanmalıdır. Bu durumda yapılabilecek en iyi uygulama, geçmişte de uygulanan “Eşel Mobil Sistemi” benzeri bir uygulamadır. Enflasyon oranlarına bağlı olarak aylık veya üç aylık periyotlar halinde ücretlerde iyileştirme yoluna gitmek, rutine dönüştürülmelidir.

Tarsus Haberleri ,Tarsus ,Tarsus Haberleri ,Tarsus Son Dakika ,Tren Saatleri ,Hava Durumu